1 Mart 2012 Perşembe

Şebo bir gün benim için söylemişti ''deli kızım uyan''

Ben bu sabah gerçek bi baba gördüm...
Yine sıradan saçmasapan bir güne uyanıp, işe gitmek için evden çıktım.Hava haddinden fazla soğuktu.Her sabah lanet yağdırarak gittiğim metrobüse bir an önce varmak için can atıyordum.Çok kalabalık oluyordu evet, ama en azından sıcaktı.Durağın olduğu köprüye geldiğimde merdivenleri üçer beşer inip turnikeden ışık hızıyla geçtim.Önümdeki metrobüse bir saniye bile beklemeden kendimi attım.İçerisi tıklım tıklımdı öyle ki kendimi içeri zorla attığım için kapıya yarı yapışık şekilde yolculuğuma başladım.O kadar kalabalıktı ki insanların nefesleri birbirine karışmıştı.Sadece elimi kolumu sığdırabileceğim kadar kendime yer ayarlamaya çalışıyordum.Donmak üzere olan hücrelerimin ne zaman ısınıp harekete geçtiğinin farkında bile değildim.Hemen yanıbaşımda bir adam duruyordu ve onun yanında da türbanlı genç bir bayan vardı.Önce birlikte bindiklerini zannettim ama bir kaç saniye sonra o sıkışıklıkta kadının ikide bir arkasını dönüp rahatsız olduğunu belli edercesine baktığını gördüm.Kadının arkasına denk gelen adamın, kendisine temas ettiğini düşünüyor olmalıydı.Bir kaç saniye sonra aslında kadına temas edenin adam değil, adamın hemen önünde ayakta duran ve babasına dayanmış olan 7-8 yaşlarındaki erkek çocuk olduğunu gördük.Genç kadın çocuğu görünce tabi ki sesini çıkarmadı. Bir kaç durak sonra benim olduğum yerden epeyce inen olmuştu hatta oturacak yer bile bulup hazine bulmuş gibi sevinmiştim.Neyse ben oturdum, hemen çarprazımdaki boş koltuğa da, az önce yanımda ayakta duran adam oğlunu da kucağına alıp yerleşti.Genelde toplu taşıma kullandığım zamanlarda müzik dinlerim ve böylece yolculuğun daha kısa süreceğine kendimi inandırırım.Çantamdan iPod'umu çıkardım ve müzik dinlemeye başladım.Ama sürekli gözüm çarprazımda oturan o adama kayıyordu istemsizce.Adam oğlunu kucağına almış sıkı sıkı tutmuş sürekli saçlarını yanağını öpüp kokluyordu.O kadar içten ve samimiydi ki, gözlerimi artık istemsizce değil kırpmadan onların üstüne odaklamıştım.Adam çocuğun ellerini avucunun içine alıp ellerine tırnaklarına bakıyordu.Üstünü başını düzeltiyordu, hatta bir ara çocuğun giydiği montun cebine ellerini sokup cebin içindeki astarını düzelttiğini gördüm.O kadar şaşkın saçmasapan anlamsız gereksiz hissettim ki kendimi.Böyle bir şey bana o kadar yabancı ve uzaktı ki, karşıma yeşil kafalı bir uzaylı çıksa gördüğüm o manzara kadar şaşırtmazdı.Ben bu yaşıma kadar baba sevgisi nedir bilmeden geldim desem yeridir.Babam tabi ki de bizi seviyordu, ama aklımızın ermeyeceği kadar küçükken.Hakkını yiyemeyeceğim konular var tabi.Yaşıtlarımız arasında kimse de bisiklet yokken bizde vardı, kimse de bilgisayar yokken bizde vardı, kimse de cep telefonu yokken bizde vardı.Ama herkeste olan baba biz de yoktu.Göstermelik bir şey vardı adına baba diyorduk o da bize kızlarım diyordu.Kendimi bilmeye aklımın bir şeylere ermeye başladığından beri en ufak bir sevgi belirtisi bi yakınlık görmedim babamdan.Aramızda hiç bir zaman iyi baba kız ilişkisi olmadı.Hiç bir zaman bizi kucağına alıp sevmedi öpmedi.Bayramlarda elini öptükten sonraki yanağa kondurulan öpücük haricinde.Biz babamızı bayramdan bayrama öperiz.Bir kere olsun karşımıza geçip kızım bi sıkıntın bir derdin var mı diye sormadı.Hep baba diyorum ama keza annemin de babamdan geri kalır bir yanı yok.Al birini vur ötekine deseniz birbirlerine çarpar dururum herhalde.Bizim ne istediğimizin hiç bir zaman önemi olmadı, çünkü ne istediğimiz bi güne bi gün sorulmadı.Tek dertleri aman kızları onlara laf getirmesin, boyunlarını eğmesin, vaktinde evde olsunlardı.Eve bir sebepten dolayı geç kalsam ''acaba başına bir şey mi geldi'' yerine ''nerede kaldı bu kız'' diye düşünen ebevyler oldular.Azıcık sevgi isterdim ilgi isterdim ya başka bir şey değil.Şimdi annem babam var bile diyemiyorum çünkü o kadar yoklar ki, o kadar bizimle değiller ki nasıl diyeyim.Metrobüste gördüğüm o baba ve oğlu o kadar kafamı meşgul etmişti ki, ofise geçtiğimde beynimden geçen tek düşünce ''biraz önce gerçek bir baba gördüm'' oldu.Çevremde tanıdık ne kadar insan varsa hepsi beni çok neşeli çok sevecen çok esprili olarak görür ve dile getirirler.Ama kimse içimde oturmuş ağlayan bir çocuk olduğunu görmez bilmez.Hani insanın ne kadar zayıf olduğunu gördüklerinde o kadar çok vururlar ya, ben de kendimce böyle bir şey yaptım, o ağlayan çocuğu hiç dışarıya çıkarmadım.İçten içe geçen yıllarıma yanıyor, beni sevgiden yoksun büyüten anneme babama kızıyorum.Onlara benzemediğimi biliyorum, ağzıma kadar sevgiyle dolu olduğumu ve ne olursa olsun kendi çocuğuma yada çocuklarıma bunu yaşatmayacağımı biliyorum.Belki hissettiklerimin çeyreğini bile dile getiremiyorum. Ama bu kadar sevgisiz duygusuz bir ailenin içinde olmaktan utanç duyduğumu hiç çekinmeden söyleyebilirim.Bugün gördüğüm o ikiliye belki gözlerim takılıp dikkatlice bakmasaydım umursamasaydım öylesine bir gün olacaktı benim için.Ama bugün bombok bir gün oldu.Hani derler ya gözümün önünden film şeridi gibi geçti diye.. yıllardır yaşadığım sevgisizlik upuzun metrajlı bir film şeridi olarak gözümden geçti.Kendi kendime savaştım durdum saatlerce.
İleride hayatımı birleştireceğim, bana yol arkadaşlığı yapacak kişinin de sadece eşim değil, sevgilim, abim, babam olmasını istiyorum.Beni öyle bir sevgiyle sarsın ki şimdiye kadar eksikliğini duyduğum kimse kalmasın içimde istiyorum.Ben galiba sadece sevilmek istiyorum.



p.s
şimdi diyeceksiniz ki madem küfretmeyecektin niye buraya yazdın? Size ne amına koyim size ne?

Sevgiler
iyi kalpli canavar

13 Şubat 2012 Pazartesi

Bir garip yolcuyum hayat yolunda..

Baktım kimseciklerin buraya el atacağı yok bende hali hazırda küfretmeye fazlaca meyilliyken bi uğrayayım dedim. Bu aralar halet-i ruhiyemi kimsecikler sormasın istiyorum. Zira babam n'aber dese, sanane y*rram diye cevap verebilirim ki bu benim geleceğim açısından pek parlak olmayabilir. Bu aralar bitkisel hayatta gibi bişeyim galiba, tek yaptığım evden işe gelip gitmek.Evde olduğum süre zarfında da kendi odamla mutfak arasında atacağım 5 adımın hesabını yaparak geçiriyorum. Sonra çok üşenip odamdan çıkmamayı tercih ediyorum.Sanırım kendi kendimi bunalıma soktum. Son 1,5 ayda aldığım kilolardan bahsetmiyorum bile. Göbek yaptım diyecem ama, o şey göbekten çok Vardar ovasına benziyor.Tamam amk. öyle abarttığım kadar çok kilo almadım ama, 1 kg. bile alsam 10 kg. almışım gibi yüz metreden bağırıyo.Su içsem yarıyo hesabı anlayın işte.Ben, hiç şaşırtıcı olmasa da 2012'ye bok gibi girdim ama ülkenin haline bakıyorum da benden geri kalır bi yanı yok. Biz mi yeni yıla girdik o mu bize girdi orası belli değil. Haftasonu öyle hiç bir şeyle ilgilenmeyeyim haber neyim izlemeyeyim dedim bir de baktım Whitney ölmüş. S*kim de mi tabi ki de değil. Niye etkileneyim ki üzüleyim ki, sanki Whitney'le yatıp kalkıyorduk haftasonu brunchları yapıyorduk.Hayır herhangi bi antipatim yok, Amy öldüğü zaman da s*kime takmamıştım zaten. Aman bir de baktım sosyal medya ağlarında herkeste yine bi yas, ağıt havası ulan dedim n'oluyo. *mına koduklarımın teyzesi ölse bu kadar ayaklanmazlar.Sonra listemdeki bi kaç tane s*k beyinlinin Whitney videoları paylaştığını gördüm, daha bi delirdim.Neyse ki kendilerini arkadaş listemden çıkarmama gerek kalmadan sakinleştim. Ahan bi kaç tane örneğini koyuyorum buraya.İşte bu video paylaşıp üzerine de abuk sabuk yazılar yazıp :( smiley koyan kuş beyinliler maalesef benim arkadaşlarım.İnsan tahtını yapıyo da bahtını yapamıyo anacım. Şöyle
kafama göre şık insanlar bulamıyorum ya, ona yanıyorum.










Neyse onu geçtik diyelim de, haftalardır 14 Şubat Sevgililer günü ile ilgili süren vikviklere ne demeli, hepsi emmeli gömmeli memeli filan.(meme: önemli konu) Şu postu yazarken birilerinin bu özel diye nitelendirdiği güne saatler kaldı. Yani dışarda vıcık vıcık kırmızı güllerle ellerinde kalpli paketlerle orada burada tenhada yiyişen çift görmemize sadece bir kaç saat... Tamam her 14 şubatta olduğu gibi bu seneyi de sevgilisiz sap geçirecek olabilirim, lakin bu günü çift olarak geçirecekleri kıskandığım anlamına gelmez pek tabi. Nasıl olsa bünye alışık, bu duruma karşı hazırlıklı sorun yok yani. Zaten hiç sevmem böyle uydurma saçma günleri. Ne yani kalan 364 günde çiftler birbirlerini sevmiyorlar da bugün mü sevecekler, yiyişecekler *mına koyim. Yine esnafın yüzü gülecek, erkeklerin cebi ağlayacak olay bu yani.Hee ama benim bu güzel günden anladığım BUDUR arkadaş. Hepimiz umuyoruz ki 14 Şubatta ki, ilk duruşmadan Aziz Başkan'ın güzel haberlerle çıkması ve tabi ki en kısa zamanda klubün başına tekrar geçmesi. Bundan daha güzel ne olabilir ki. Sen içerideyken biz dışarıda üşüyoruz Aziz Başkan.
Bu arada unutmadan, yarın öyle dışarlarda gözümüze soka soka yiyişecek olan çiftler; Allah belanızı versin hepinize kafam girsin emi.

Sevgiler,